BREZİLYA'da MACERAMIZA MACERA KATAN YENİ BAŞLIĞIMIZ "KIRIK DİREK"İMİZ

Tarih :
24 Mart 2015 , Salı 11:04
| Okunma :
3434




(Biraz teknik bir yazı olacak)

1) Baş ıstıralyamızın kopuşu....Geçen ay baş ıstıralyamız kopmuştu, ama tel değil, direk tepesindeki eklem parça... Neden? Çünkü baş ıstıralyamız gevşekti. Doğal olarak hafif havada dolup boşalan yelkenle oynayan baş ıstıralyaya bu hareket fazla geldi. Belki arada bir seyir yapıyorsanız sorun değil, ama bizim gibi birbirinden farklı şartlarda 1000 lerce mil gidecekseniz... Bir kere tanık olduğunuz basit bir hareketin, ne kadar çok tekrar edeceğini ve bu hareketin ne kadar hasara neden olacağını kestirmek için, oldukça deneyime ihtiyacınız var. Misal: Kütüphanede duran çakmağın ipi, okyanus geçişi boyunca raftan aşağı sallandı, elimizi atıp da kaldırmadık, bu yumuşak ipin, 10 gün sonra sallandığı rafın altında, tahtada bıraktığı izi görseniz şaşardınız.
Kurtarıcılarımızdan Stepke direğe çıktığında ikinci gurcatadan, çıkmış olan çarmıhı fark ediyor, ama önemli değil, gurcatanın ucunda ufak bir plastik parça kopmuş. Baş ıstıralyayı okyanusun ortasında indirmeye çalışırken, hava hafif olmasına rağmen sallantıyla, gurcataya çarpmış olduğumuzu hatırlıyoruz, herhalde ondan oldu diye düşünüp, çarmıhı güvene alan bir iple tamir ediyoruz.(stepke ediyor)
2) Demirde genovayı, kopan baş ıstıralyadan söküyoruz. Recife'ye vardığımızda, demirde olduğumuzdan, teknenin yanına bağladığımız, üstüne genoa sarılı baş ıstıralyamız var. Teli tekrar takmamız için ( eski baş ıstıralyamızı yanımızda yedek taşıdığımız için hemen onu takmıştık, ama genoa furling sistem olduğundan, ancak yanımıza aldığımız eski kancalı trikentimizi taktık, böylece Blue Belle (motoru da kaybetmiştik) motorsuz bir ana yelken ve iki trinket ile seyir yapmıştı), genoayı sarılı olduğu telden çıkarmamız lazım, iskeleye motorsuz olduğumuzdan dolayı yanaşamadığımızdan, demirde çıkarmaya karar verdik, arkadaşımız ve tüm bu sorunlardaki kurtarıcılarımızdan biri olan Beduin (Aleko) teknesi ile. O da şöyle gerçekleşti: Beduin bize aborda oldu. Teli, iki tekne arasında kurduğumuz iplerin içine oturttuk, teli çevire çevire yelkeni söktük. Ama!!!! .....İçinde bulunduğumuz 300mtlik kanalda hız yapmak yasak , doğal olarak. Yanımızdan geçen motor yatın olağan üstü hızyla, yarattığı dalga bize ulaşınca, direklerimiz çarpıştı. Baktık bişey olmamış, motor yata biraz küfür edip, işimize devam ettik.
3) Diaz'ın direğini dikiyoruz....Bir sabah uyandık, karşımızda portekizce konuşan, biri bizden bişey istiyor. Tanışıyoruz, adı Diaz. Zabıta şefi. Batan bir yelkenliyi çıkarmış üç yıldır uğraşıyor, ve bizden direğini tekneye takmamız konusunda yardım istiyor. Tekneyi görüyoruz, omurga kırık, salma kırık, teknenin bordasına yapılan yama işe yaramaz, baş ıstıralyanın takılacağı güvertedeki yeri kopmuş, daha neler neler, doğal olarak Diaz' ın bu tekneyle bir gün yelken yapması pek mümkün değil. Ama hayal işte, üç yıl varını yoğunu harcamış, bulduğu tekneyi hayata geçirebilmek için ve ona göre iş, direğin dikilmesine kalmış. Beduin teknesi ile, Diaz'ın teknesini aramıza alıyoruz. Meşhur kurtarıcılarımız Aleko ve Stepke müthiş kısa ve yalın bir organizasyonla direği hazırlıyorlar ve biz demirde iken, iki tekne vinçleyip, direği dikiyoruz. Diktiğimiz direğin tüm yükü ikinci gurcatanın ucuna biniyor, yaklaşık yarım saat, bir ses duyuyoruz, ama bizim direğimizden geldiğini hiç düşünmüyoruz....
4) Motorun parçası ve baş ıstıralya parçası geliyor. Aleko ve Stepke ile buluşmak için 20mil lik mesafedeki Suape'ye seyr ediyoruz, orada baş ıstıralyamız ve furling sistemimiz takılacak. Bir aydan fazladır beklediğimiz kargo yine bir macera ile elimize ulaşıyor, motorumuzu tamir edip, motoru da denemek için, motor-yelken yola koyuluyoruz. Ama vardığımızda, seyirden önce fark etmediğimiz, gurcatada bir değişiklik fark ediyoruz. Başa doğru eğik duruyor. Aleko direğe çıkıp baktığında bir 'fuck' duyuyoruz, direğimiz hiç de iyi olmayan bir şekilde kırık...
5) Savadora seyir. Şimdi yeni tamir edilmiş motorumuzla, yelkensiz 300 millik bir seyire giriştik. Daha önce de motorsuz yelkenle bir seyire girişmiştik, bu da ikinci ders maayetinde oldu. Amacımız tamirin, ya da ikinci el bir direk bulma ihtimalinin mümkün olduğu Salvadora varmak. Yerine taktığımız baş ıstıralyamızın, furling profilleri yamulmuş olduğundan yelkeni de takamıyoruz. Zaten yelken kullanmamız da mümkün değil, Aleko'nun bozuk gönder bumbasıyla bir yama yaptık, yolda en azından stabilizasyon için 3. Camadan ana yelken açtığımızda, pamuk ipliğine bağlı direk tepemize inmesin diye. Öğrendiğimiz başka bir hatamız da, direği olması gerekenden oldukça geriye bükük yaptığımız trim, bizim tekneye uygun değilmiş, gurcataların düzlüğü, çarmıhların tam direk hizasına inmesinden, anlamalıymışız meğer. Doğal olarak Türkiye'den buraya kadar yaptığımız seyirler boyunca, başa doğru gitmek isteyen gurcatalar, malzemeyi epey yormuş ve zayıflatmış. Ama herhalde bunlar güney okyanusunda değil de, rahat şartlarda başımıza geldiği için şanslıyız.

Bakalım bu hikaye Salvador'da nasıl devam edecek? Hikaye sonlarının, hikayeyi oluşturduğunu öğrendiğimizden, yeni ya da tamir edilmiş direğimizden sonra nasıl bir hikayemiz olacak göreceğiz? Umarız bunu önümüzdeki aylarda değil, önümüzdeki haftalarda görürüz...:)

Not: Yukarda okuduğunuz tüm aşamaları fotoğraflamamıza rağmen, fotoğrafların kayıtlı olduğu bilgisayarımız da ayvayı yediğinden yayınlayamıyoruz, bu da çikletten çıkan başka bir macera etkeni olsa gerek :)



Bizi Destekleyenler

İLETİŞİM GÜMRÜKLEME

MED MARİNE

LALIZAS

GLOBALSTAR

TURIMPEKS

JOTUN

ADMİRAL

UK SAILMAKERS

KAŞ MARİNA

ÇEKİM HALAT

KARABULUT

DENPAR

BAŞARI SİGORTA

YÜKSEK İŞLER