Brezilya'dan 9 Ayın Sonunda Ayrılıyoruz 10/2015

Tarih :
12 Ocak 2016 , Salı 22:18
| Okunma :
1890



Brezilya'ya 9 ay önce, okyanus geçişimiz sonrası tam Karnaval zamanı varmıştık. Okyanus geçişinden sonra Karnaval deneyimi tam bir kültür şoku şeklinde yaşandı, bodoslama kalabalığa kendimizi bıraktık.

Fernando de Noronha adasına vardığımızdan beri, Brezilya kıyısı boyunca 2600 mil yol yapmışız. Vaktimiz, gene bizim kontrolümüz dışında şekillendi. Blue Belle ve hava şartlarına, tabi kaldık, yoğun olarak. Motorumuzun yakıt sistemindeki sorun yüzünden, iki kere mazot pompası tamir edildi, bu süreçte Türkiye'den gelecek parça için, hem kargosu hem de gümrük yüzünden uzun süre, sevimsiz şehir hayatına tabi kaldık. En korkulan oldu, direğimiz kırıldı, onun tamiri için iki hafta can hıraş çalışıldı. Böylece, kuzey doğudaki Recife ve Salvador şehirleri, uzun süre mahallemiz oldu.

Recife'de bir favela'yı mesken tuttuk. İnsanları, kültürü çok sevdik. Brezilya bayrağındaki "Ordem & Progresso" ikilisi (düzen ve ilerleme), özellikle Recife ve Salvador'da, bürokrasi ve kamu düzeni ile yaşadığımız, asabımızı bozan olaylarda, dilimizden düşmeyen bir ironi oldu. Atık sisteminin hiç olmadığı, bu yerlerde, saf kapitalizimin ne olduğuna tanıklık ettik. Sistemin işlemeyen, bir yerinde tıkanıp, artık sinirden ağlama ya da gülme krizleri bölümüne geldiğimizden, hep candan yardımsever biri çıktı. Kuzey bölgesi bize, zıtlıkların nasıl bir arada ve tamamlayıcı olduğunu, sistemiyle, insanıyla ve doğasıyla bilmediğimiz bir yerden, göstermiş oldu. İnsan bazen nelerin zıt olabileceğini, yan yana görmeden kestiremiyebiliyormuş. Buradaki doğanın bereketine coşkusuna tanık olurken, ölümün de çürümenin de bu bereketin bir parçası olduğunu öğrendik.

           Salvador'un da bağlı bulunduğu Bahia eyaletinde, şehirde kalışlarımızı dengeleyecek, nehir içlerinde küçük köylerde kaldık. Kültürle daha da yakınlaştık. Malum küçük yerlerde, insanı da düzeni de anlmak kolaylaşıyor, parçası hissetmek de...

            Rio de Jenerio'nun şehir olmasına rağmen, doğasına, dokusuna hayran kaldık. Tam bir cennet olan Paraty- Mamangua'nın tadı damağımızda kaldı. Tekne ile seyahat etmenin avantajlarını yaşadık. Sao Paulo'da metropolün ne demek olduğunu bir kez daha anladık. Her metropol gibi faaliyetlerin, bireyselliğin önde olduğu, bir merkez kent. Karmaşadan, yalnızlık ve kalabalığın yaratıcılığa nasıl ilham olabileceğine bir kez daha tanık olduk. Santa Catarina'da ise tıpkı Sao Paulo'daki gibi, düzenin daha avrupai olduğunu gördük. Florianapolis şehrinde edindiğimiz dostlar, belli ki hayatımızın başka dönemlerinde tekrar hayatımıza girecek.

            Bu karışık, deli, düzensiz, rahat, bereketli ülkenin bize çağrıştırdığı, bereket ve coşku hissi; bize  yaşam sevinci kavramını, tekrar öğretti.

            Brezilya'da has dostlar edindik. Tekneci dostlarımız da Aleko, Stepke, Kevin, Lusy, artık sadece yoldaşlarımız değil, has ailemize dönüştü. Sürekli yeni insanlarla güzel olsada, insan tanıdık birileriyle olmayı özlüyor, işte o noktada da has ailemizin yanına koşup, rahat rahat somurtup, gündelik muhabbetimizi, kayfimizin tadını kendi halimizde çıkartmanın huzurunu yaşıyoruz. Yaklaşık 1,5 yıldır, bulunduğumuz tropikal iklimi de böylece arkamızda bıraktık. (Not: tropikal iklim Sao Paulo civarında bitiyor aslında)



Bizi Destekleyenler

İLETİŞİM GÜMRÜKLEME

MED MARİNE

LALIZAS

GLOBALSTAR

TURIMPEKS

JOTUN

ADMİRAL

UK SAILMAKERS

KAŞ MARİNA

ÇEKİM HALAT

KARABULUT

DENPAR

BAŞARI SİGORTA

YÜKSEK İŞLER